HASBİHAL

Çabucak Büyüyenlere

“Ne çabuk büyüdün sen!” denir ya hani hep, oysaki hayat yolculuğunuzun her saniyesini bilen siz için aslında pek çok şey olmuş, pek çok yol gidilmiştir o ana dek.Ama yine de değişimi fark etmek kolay olmaz.

Yürüdüğünüz yolda aslında ne kadar da hızlı gittiğinizi fark etmezsiniz, çoğu zaman vardığınız yerden şöyle bir manzaraya, geride bıraktıklarınıza bile bakmazsınız.Belki birileri size söyleyince fark edersiniz: “Nereden nereye!”.

Geçtiğimiz günlerde arkadaşlarla sohbet ediyorduk biz de.Hepimiz okula yeni başlamıştık, birkaç ayda bile ne çok değişiklik olduğunu fark ettik o an.Eğitim hayatının temposu içinde aslında o kadar da aşinası olmadığımız bir dilde hızlıca okur, hızlıca yazar olmuştuk.

İster istemez kendi yaşadıklarım geldi hatrıma.O an tatlı bir gurur duydum içimden, farkında olmadan ne kadar da emek harcamıştım, ne kadar çaba sarf etmiştim.Kimi zaman söylenerek, kimi zaman bambaşka amaçlarla, damlayan suyun taşı delmesi gibi…

“Becerilerinizi satar mıydınız?” diye bir soru atıverdim ortaya.Bir an sustuk kaldık hepimiz.Bir bilim kurgu filmi sahnesi çizdim aklımda, iki koltuklu bir makine, bir tarafında ben, diğer tarafındaysa zengin bir adam.Öğrendiğim, uğruna zaman harcadığım, canımı dişime taktığım şeyleri benden alacaktı.Çok para vaat ediyordu belki.Ama yine de ürpertimi biraz olsun dindirmedi bu teklif.Parayla ölçebilir miydim bunları?

Çocukluktan bu yana müzik aleti çalan biri; ilk ayların hayal kırıklığı, belki konser hatıraları, belki çok sevdiğiniz biri tarafından size duyulan hayranlık…Ne kadar para isterdiniz bunlardan vazgeçmek için?

En basit şey bile değiştiriyordu hayatımızı, her gün sektirmeden spor yapıp herkesten önce yorulmadan merdivenden çıkabilmek…Size imrenerek bakan o gözleri parayla değiştirebilir miydiniz?

Hayata duruşunuz bile başlı başına bir beceri bence, yaşadığınız her mücadele, yaptığınız her hata, kimi zaman yediğiniz bir kazık kimi zaman aldığınız bir aferin… Şimdi düşünüyorum da bırakın değiştirmeyi, bu değiş tokuşu düşünmek bile kendime ihanet gibi geliyor.

Aldığım her nefesin, attığım her adımın belki de beni bir heykel gibi şekillendirdiğini fark ettim.Aslında elle tutup gözle görmesem de hayatta biriktirdiklerim öyle çoktu ki yokluklarını hayal etmek dahi istemiyordum.Hayattan sıkılmak, yeni heyecanlar peşinden koşmak kolay ama var olandan vazgeçmek, bıçak kemiğe dayandığında o kadar da kolay olmasa gerek.

Uzun lafın kısası aslında sahip olduklarımızın değerinin farkında olmak gerek.İsterseniz yazın bir kenara:”Aferin, kriz anında çok iyi yönetiyorsun her şeyi!”.Hiç çekinmeyim, dolabınızın bir kenarına asın.Gidin kendinize güzel bir yemek ısmarlayın, minik bir hediye alın.Siz kendinizi takdir etmezseniz, başkasından nasıl bekleyeceksiniz ki?

Bengüsu Özcan

You Might Also Like

No Comments / Yorum Bulunmuyor

Leave a Reply / Yorum Yazın

Show Buttons
Hide Buttons