HASBİHAL

Keşşşke Benim Olsa : Gap Year Kafası

  • SUBSCRIBE
  • Yeni yazılar geldikçe haberiniz olsun. Söz, fazla meşgul etmem.

    No, Thanks Let me see the website.

    Çok değil bundan bir sene önce Hong Kong’da iken İsveçli oda arkadaşımın benim gibi üniversite üçüncü sınıfta okuduğunu ama görüntüsünün de belli ettiği üzere 24 yaşında olduğunu öğrenince epey şaşırmıştım. Dedim, “Neden olmasın yahu, ağırdan almıştır belki kızcağız okul hayatını.” Sonra tanıdığım İsveçli popülasyonu arttıkça bir de baktım, adamların üniversite 3.sınıf kuşağı direk 24 yaşında zaten. “Yahu kardeş ne iş?” diye sorduğumda öğrendim ki her türlü refah listesinin aranan ismi İsveç’te liseden sonra veya üniversite esnasında gap year yapmak son derece yaygınmış. Dedim elin İsveçlisi yapıyorsa vardır bunda bir hayır… Gerçekten de varmış, nasıl mı?

    Gap year kavramı öyle sanal gerçeklik gözlüğü gibi Kaliforniya’nın bağlarında geliştirilip bir anda hayatımıza giriveren bir buluş değil. Yüzlerce yıldır sıkça duyulan bir ismi, bir felsefesi, hatta ve hatta bir tanımı olmadan yaşanılagelmiş bir zaman dilimi aslında. Kimi kültürlerde lise sonrası, kimi kültürlerde ise üniversite sonrasında; hayatının yeni bölümüne başlayan insanların bir mola alarak kendilerini tanımak, bir hayallerini gerçekleştirmek veya erteledikleri işlere zaman ayırmak için kullandığı “boş sene”ye gap year diyoruz efenim.

    Peki neler yapılıyor bu senede? En popüleri, seyahat etmek veya gönüllü sivil toplum kuruluşlarında çalışmak. Asya’da gezdiğim ülkelerde Avrupa’dan gelen pek çok gap year turisti ile tanışmıştım, çoğu Avrupa’da bir haftada harcayacakları para ile bir ay gül gibi geçinecekleri Budist diyarlarında biraz kendi seslerini dinlemek için rastgele seyahat ediyordu örneğin.

    Tipik bir “gap year”ı nasıl tanırsınız ?

    Çeşitli yöntemleri hemen sayalım.

    Pek çok hostel, bilhassa Avrupa’dakiler, kalacak yer ve yemeğinizi karşılayarak hatta bazen cüzi bir maaş da vererek yurtdışından sizi gönüllü çalışan olarak ihraç ediyor; gap year’da hem gezmek hem de çalışıp aileye yük olmamak isteyenler için ideal bir yöntem sunuyor.

         Workaway de yine aynı şekilde dünyanın dört bir köşesinde çocuk bakıcılığından bahçe işçiliğine kadar bu ülkeyi görmek isteyen kişilere çalışma ve kalacak yer imkanı ; bunların ötesinde de hayatın zorluklarıyla yüz yüze gelecek bir deneyimi fırsatı sunuyor. Her ne kadar ismi staj veya proje olsa da pek çok insan mezun olunca AISEC’e katılmayı da gap year olarak görüyor.

         AISEC her ne kadar sosyal sorumlulukla ön plana çıksa da üniversite mezunlarına bir senelik yurtdışı staj imkanı veriyor, maaş veya popüler bir isim beklentisi olmadan bir sene yurtdışında yaşamak ama boş da gezmemek için güzel bir deneyim.

    Tüm bu örnekleri sıralayınca gap year kavramı biraz bulanıklaşıyor işte. “Gap year” i gap year yapan aslında bu zaman zarfında yapılan işlerin “abukluğu”, “işe yaramazlığı” değil, çünkü hepsi gayet mantıklı ve faydalı uğraşlar. Bunları farklı kılan esas şey; günümüzde hayatın bütününe yayılan tekdüzelik, rutinlik, tutkusuzluk ve heyecan eksikliği. Yani gap year roket bilimi kadar önemli değilken onu bu hale getiren, beri taraftaki hayatın içine girdi mi çıkılamayacak bir girdap korkusu vermesi artık. İlacın mükemmelliğinden ziyade hastalığın amansızlığı, desem de yeridir herhalde.

    Belki de gap year yapması en hayırlı olacak arkadaşlar, doktor civanlarımız

    Gap year ihtiyacını doğuran sarmal nedir?

    Günümüz.

    Ne zaman bizden yaşça büyük birine öğrenci olduğumuzu söylesek, “Aman kıymetini bil, en güzel zamanların.” der. Biz öğrenciler ise bu kıymetin oyun, sinema, gezme, boş yapma gibi bilimum faaliyetlere ayırabileceğimiz net zamandaki matematiksel azalmaya denk geleceğini düşünüp buraya abanmaya karar veririz. Halbuki öğrencilik bittiğinde net azalma yaşayacak bir başka şey daha vardır: özgürlük ve yaratıcılık.

    Geleceğimiz üstüne sürekli kat çıkılacak bir bina temeli gibi önümüzdeyken onu hemen göklere ulaştırma dürtüsü hissederiz, inşaata girişiriz. Sonra zamanla yorulursak aman inşaat karda kalmasın, bir tarafını beğenmezsek aman yıkıp yeniden yapmakla vakit kaybetmeyelim, aslında bu binayı başlı başına gereksiz görmeye başlarsak bu kadar emek harcadım ziyan olmasın diyerek kendi kendimizi köle ederiz o inşaata. İşte son zamanlarda yetişkinlerin dünyasındaki rekabet ve kendini geliştirme yarışı, bazen biz öğrencilerin kendini keşfetme sürecine zaman ayıramadan “bir an önce yolunu bulmasına” neden oluyor. Öte yandan şanslı olup kendini yeterince tanıyabilen, yaptığı iş ile kendini özdeşleştirmiş insanların ise gerilerde bir yerlere gömdükleri hayalleri, en zor zamanlarında birer yumru olup boğazlarına yapışıveriyor. İşte tüm bu senaryolar, profesyonel hayatta geçen seneler içinde geriye dönüp da bakınca içinde bir boşluk, cevapsız sorular veya soruya dökülemeyen bir huzursuzluk hissedenlerin (ki sayıları az değil arkadaşlar) ortak derdi.

    Peki gap year böyle talih büyüsü falan gibi bir şey mi?

    Tam olarak değil.

    Gap year, yapan pek çok insanın hayatını değiştiren bir deneyim olarak bilinmesine rağmen belki de çok büyük beklentiyle yaşamamak gereken bir süreç. Zira başınıza çok kötü bir şey de gelebilir veya aklınızı çelen fırsatlar karşınıza çıktığında gap year’a fazlasıyla önem verip ikilem arasında kalabilirsiniz. Gap year, aslında kişinin ilerleyen senelerde kendisiyle kavga etmesini engelleyen bir şey. İkilemde kaldığınız, bir çıkış yolu aradığınızda içinizdeki sesi dinlemeniz; sonrasında yön değiştirmek isterseniz gönül rahatlığıyla ve aklınızdaki soruları temizlemiş bir şekilde geleceğe yürümenizi sağlayacak bir süreç. Pratik bir örnek verirsek, uzun bir çalışma hayatına başladığınızda, daha öncesinden uzun bir bisiklet turu ile ülke ülke gezmişseniz belki de göçebelikten nasibini almış; herkes yaz tatilini beklerken siz kendinizi bir yere ait hissetmenin tutkusuyla işinize daha çok sarılmış bulabilirsiniz kendinizi. Yani bu bir sene size iş sertifikası gibi somut değil, içinizdeki dinamikleri değiştirecek soyut bir yardımda bulunabilir.

    İş dünyası gap year’a nasıl bakıyor?

    Son zamanlarda, fazlasıyla olumlu.

    Şimdi burada isimler ve örneklerle sizi boğmak istemiyorum ama bilhassa Amerika’da liseden üniversiteye geçiş arasında gap year yapan öğrencilerin gittikleri okula ve programa bağlılıkları, mutlulukları ve hatta not ortalamasına varana dek başarılarında istatistiksel bir gelişme var. Global Citizen Year’ın bir örneğini oluşturduğu pek çok kuruluş, şimdilerde aileleri ve işverenleri gap year kavramını desteklemeleri için teşvik ediyor. Öte yandan, akademik başarı bir kenara iş dünyasında da gap year, ilgili adayın daha olgun, daha cesur ve her şeyden önemlisi başvurduğu pozisyon için daha aklı başında bir seçim yaptığını gösteriyor ve oldukça olumlu karşılanıyor. Kısacası, siz kafanızdaki soruları giderirseniz, profesyonel hayatta gap year yapmanız ile ilgili çok çok az soruyla karşılaşacaksınız.

    Gap year yapmak yürek ister mi?

    Bence, evet.

    Günümüzde okullar, aslında herkesin bir deney sahnesi gibi görüp hata yapmaktan, sorular sormaktan çekinmemesi gereken öğrenme yuvaları olmalıyken küçüklükten beri tabi tutulduğumuz sınavlar, notlar, sıralamalar; daha ilerleyen dönemlerde trendleri takip etmeler, okullara gelen şirketler, seçmeler, yerleştirilmeler, ne seçilen ne de yerleştirilenler… yüzünden kendi felsefesinden öyle uzaklaşıyor ki… Her şeyden önemlisi, bilhassa Türkiye gibi ekonomik sıkıntıları daha büyük olan ülkelerde, aileler ve okullar çocuklarını zihinsel veya sanatsal yaratıcılıklarından ziyade düzenli bir iş hayatında edinecekleri ekonomik üretici rolüne özendiriyor. Dolayısıyla gap year aslında bir tür lüks, bir tür şımarıklık gibi kalıyor. Etrafımızda çok da örneği olmadığı için belki; kendinizi ikna etmeyi geçtim ailenizi, eşi dostu ve hatta sizinle aynı fikirde olmayıp psikolojik bir baskı unsuruna dönüşen arkadaşlarınızı ekarte etmeniz; kulağa geldiğinden çok ama çok daha zor.

    Peki ben neden gap year yapmıyorum ?

    İşte şu yukarıdaki sebepler yüzünden 😀
    Anı yaşayan insanlardan biri olmaya özenirken, sanırım benim özelimde anı yaşamak sadece bir Instagram hashtag’i olarak kalıyor. Şimdiye dek seçimlerim üzerinde ailemden hiç baskı görmesem de gap year konusunda benim kendimi ikna etmem maalesef imkansız oldu.

    İlk başta bir sene hostellerde çalışarak küçük Avrupa şehirlerinde seyahat etmek ve bir fotoğraf koleksiyonu oluşturmak geldi aklıma. Sonra bu fikri yeterince üretici bulmadım, Workaway’de İngilizce öğretmenliklerine kaydı aklım. Ama bu sefer de aslında toplum yararına bir sene harcamak istiyorsam, yurtdışına gitmektense kendi ülkeme de gani gani faydamın dokunabileceği saplandı zihnime. Sonra bir yerlerden bir rüzgar esti, şeytan dürttü, yerli bir film yapımcısına yalvarıp bir sene film setlerinde sürünme fikri geldi aklıma. Fakat bundan da vazgeçtim bir süre sonra, çünkü bu işi sevecek olmak, benim gelecek planlarımı cesaret edemeyeceğim oranda değiştirmem anlamına gelecekti. Derken, derken… Belirsizlik beni huzursuz etti. Öte yandan, ailenin kaynaklarını harcamak, bana gerçekten şımarıklık gibi geldi biraz, henüz kendi birikimim olmadan böyle bir maceraya atılır, hele bir de para kazanamayacağım bir şeyler yapmaya karar verirsem değirmenin suyunu nereden döndüreceğim sorusu da içime dert oldu. Uzun lafın kısası, ben o kadar da cesur değilmişim maalesef…

    Gap year yapmak isteyenlere Türkiye’den ve yurtdışından tavsiyeler:

    Son zamanların en “meşhur gap year adayı” Obama’nın kızı Malia Obama sanırım. Harvard’dan kabul alan kızımız bir hukuk öğrencisi olmadan önce bir sene boyunca hep merak ettiği film yapım ekiplerinin içinde çalışacakmış, fikrini hala değiştirmediyse tabii. Yukarıda 3 opsiyon saymıştım, bunlar dışında, mümkün olduğunu düşündüğüm ve beni de cezbeden birkaç senaryoyu yazayım, belki kendinizi içinde görürsünüz:

    En çılgını özel pilotluk eğitimi almak sanırım 😀 Pilot olmak kolay iş değil, bir sürü sınavdan geçmeniz, sağlık şartlarına uymanız, üniversite veya havacılık okulu bitirmeniz vesaireniz vesaireniz gerekiyor. Türkiye’de pilota çok, hele de bu yaz geçirdiğimiz atraksiyonlardan sonra sayıca çok ama çok ihtiyaç duyduğumuz için THY de dahil farklı programların 1 seneden az süren pilot eğitimlerine dahil olabiliyorsunuz. Ücreti de biraz kallavi, yani biraz daha gap year’a sağlam para ayırabilecek arkadaşlara yönelik 😀 Ama bence kesinlikle en en en çılgın senaryolardan biri. Günün sonunda bir pilot olarak çalışmak istemeseniz bile hem bir altın bilezik gibi size ikinci bir kapı aralayacak hem de ömrünüze uçak kullanabilen bir birey olarak devam edeceksiniz. Daha ne?

    Sosyal medya, son zamanlarda gözümüzün önüne hayatını on numara yaşayan bir sürü örnek sokup bizi bunaltmaya, daha sonra da bu hayatların samimiliğini sorgulatmaya yol açtı. Eğer seyahat etmeyi çok seviyorsanız kendinize sıkı bir bütçe yaparak veya hostellerde çalışarak güzel bir seyahat teması oluşturabilir, bu seyahati foto-blog veya video günlükleriyle sosyal medyadan paylaşarak bir tür seyahat rehberi oluşturabilirsiniz. Geçenlerde okuldaki bir konferansta hikayesini dinlediğim oguzgidiyor örneğin, iş dünyasında kafası bozulup bisikletle aylarca yola düşenlerden, şimdi fotoğraf sergileri açarak yeni seyahatleri için sponsor bulmaya çalışıyor.

    Türkiye’de bir sürü orijinal insan var. Bir şeylere kafayı takmak istiyorsanız, onlara takılıp hayatınızı yaşayabilirsiniz. Son dönemlerde köyünde tiyatro kuran, kısa film çekerek Avrupa’dan ödül alan Ümmiye Koçak; benim en gıpta ettiğim hikayelerden birine sahip. Katıldığı bir panelde şimdi de bir uzun metraj film çekmek istediğini fakat bu işin hem meşakkatli hem de pahalı olduğunu söyledi sonra da “Gelin bu filmi beraber çekelim, hepimizin filmi olsun.” diyerek sektörden olan olmayan, sadece bu işe yürek vermek isteyen insanlara açık çek verdi. Bir an işi gücü bırakıp Ümmiye Teyze’nin köyüne yerleşmeyi, her gün köy yerindeki film setinde insanların işlerine koşturup el emeği göz nuru bir filme imza atmayı geçirsenize aklınızdan !

    Bu senenin en büyük insanlık dramlarından biri, maalesef sadece biri diyorum, göçmen krizi şüphesiz. Sivil toplum kuruluşlarına katılıp aktif olarak göçmenlere eğitim desteği, psikolojik destek, maddi destek sağlamaya çalışmak uzmanlık gerektiren alanlar olsa da son dönemlerdeki yoğun aktiviteden ötürü pek çok kuruluş her türlü destek eline olumlu bakıyor. Sözümona üniversite mezunu, İngilizce konuşan hele hele Arapça konuşan biri iseniz eğitim alanınız önemli olmaksızın böyle bir kuruluşta gönüllü hatta kimi zaman ücret alarak sahada, güvenli bölgelerde, çocuk yuvalarında çalışabilir; bir senenizi binlerce insana yardım ederek geçirebilirsiniz. Ne kadar çok tartışma olursa olsun, bu krize şimdi yardım etmezsek yeterli adaptasyon desteğini bulamayan bu insanlar 10 sene sonra bizlere yabancı ve horgörüldüğünü düşünen vatandaşlar olarak ülkemizde bir başka kutuplaşmaya daha sebep verecek.

    You Might Also Like

    No Comments / Yorum Bulunmuyor

    Leave a Reply / Yorum Yazın

    Show Buttons
    Hide Buttons