HASBİHAL

Hoşgeldin Brother, Biz De Seni Bekliyorduk

Geçen gün annemin yanında mutfakta takılırken yeni başlamış bir dizinin ismi beni cezbetti. “Sil Baştan” ismi verilmiş dizi her ne kadar senaryosunda mantığa cidden uzak bir kurgu kullanmış olsa da başka bir şey aramaya üşenip ses etmedim, bir işle uğraşırken göz ucuyla izledim.
Dikkat kesilip izlememe neden olan sahne ise cidden sinirden güldürdü beni. Sahne gereği oyuncular başbakanlık makamında, iki tane bakan başbakanın masasının karşısına geçmiş konuşuyorlar. Ancak perspektifimiz Godfather havasından, fakir ama zengin çocuk senaryolarından fırlama bir şekilde başbakanın makam koltuğunun arkası. Koltukta bir insan olduğuna dair abartılı el hareketleri ve tok bir sesten ibaret olan başbakan “figürünü” ne yazık ki cisme bürünmüş bir şekilde görmüyoruz, hatta anlaşılan o ki göremiyoruz.
Nasıl hışımla bilgisayara koştum bilmiyorum. Önce harıl harıl internette arama yaptım, yok kardeşim, mevcut hükümetteki devlet adamlarının canlandırılmasına ilişkin bir yasak yok. Zaten öyle olsaydı o iki bakanın canı patlıcan mı da onları aktörler canlandırıyor, değil mi?
Sonra içimi bir burukluk kapladı. Böyle bir anlayışa gelmiştik demek ki. Başbakan, devleti yönetmekle sorumlu, gelip geçici, bütünün bir parçası olmaktansa oyuncu tarafından bile canlandırılamayan bir ilahi karaktere dönüştürülmüş resmen. Eskilerde Atatürk rolleri de böyle oynanırdı, ona da karşıydım ben. Atatürk şöyle önemlidir, başbakan böyle önemlidir muhabbetine girmeyeceğim hiç; bence hiçbir insanı tabulaştırmanın anlamı yok, bence bugün Hollywood’da olduğu gibi peygamberler de aktörler tarafından canlandırılabilmeli filmlerde, dizilerde.
Oysa bu sahne…Bu komedi… İki ihtimal gelmedi değil yine de aklıma, ancak ikisi de birbirinden fena. Ya gerçekten bizim oyunculuğumuz profesyonellikten uzak, gerçekten başbakan figürü artık dünyevilikten uzak bir big brother’a dönmüş zihinlerin gerisinde. Ya da başbakan rolüne girmekten, tepki çekmekten ve yaftalanmaktan korkan bir oyuncu/yapımcı kitlesi var ki kendi ülkesinin başbakanını canlandırma çekincesi içinde olmak ne esef bir durumdur, halimize acımak lazım. Bugün Amerika başkanını filmlerde şaka malzemesi olarak kullanabiliyorken, pek çok aksiyon filminde Avrupalı devlet adamları profesyonel oyuncular tarafından canlandırılabilirken, hatta bırakın Erdoğan’ı Mandela gibi tüm dünyanın önünde saygıyla eğildiği bir devlet adamı, Hitler gibi arkasında pek çok soru işareti ve derin bir nefret söylemi bırakmış bir başkan bile canlandırılabiliyorken bu neyin kafası bizde, anlamıyorum.
Keşke bir şansım olsaydı da sorabilseydim bu dizinin yönetmenine, senaristine, her kim yaptıysa sahneyi o kişiye işte. Çekindikleri neydi? Şüphe ettikleri neydi? Ne engelledi onları veya neyi uygunsuz buldular? Belki küçük bir şeydi ,takıldığım. Belki açıklaması vardı. Ama mesaj vermek istesinler ya da istemesinler, o an o sahneyi izleyen herkesin zihinlerinde derinlerde bir yerde “big brother motifleri” sakince pekişti, zaten daha önceden dokunmaya başladıkları yerden.

Bengüsu

You Might Also Like

No Comments / Yorum Bulunmuyor

Leave a Reply / Yorum Yazın

Show Buttons
Hide Buttons