HASBİHAL

Zamanda Yolculuk (bilimsel içerik teşkil etmez)

Geçen gün biraz nostalji yapayım dedim, küçükken abimle bayıla bayıla defalarca izlediğimiz “Geleceğe Dönüş (Back to the Future)” serisini baştan sona tekrar izledim. O zamanlar mı etkilendim yoksa daha sonra mı bilmiyorum. Zira Geleceğe Dönüş’ten sonra da zaman yolculuğu teması filmlerde çokça işlenen bir konu oldu, muhtemelen olmaya da devam edecek. Bazen düşününce ben de heveslenmiyor değilim aslında. Rönesans devrinin kabarık etekli leydilerini, kahramanlık hikayelerinin yazıldığı savaşları, Leonardo’yu, Graham Bell’i bizzat görmek, bizzat yaşamak kim istemez ki ?

 

İmkansız kalmadı bu devirde, bilmem kaçıncı boyuttaki zamanda da bir gün yolculuk ederiz bence. Ama böyle “alıcı gözüyle” düşününce acaba o kadar da heves edilesi bir şey mi olur yoksa çok beter bir hâl mı alır kestiremiyorum açıkçası.

Rachel için izlemiştim ama çok tatlı filmdi gerçekten

“Zamanda Aşk (About Time)” diye bir film var, yine zamanda yolculukla ilgili, kimilerine göre fazla çocukça, çok popüler bir film de sayılmaz. Ama bana sorarsanız vermeye uğraştığı mesajlar doğru. Bu mesajların daha başarılı verildiği, biraz da insanı daha derinden etkileyen bir film sorarsanız da kesinlikle “Kelebek Etkisi (The Butterfly Effect)” derim. Filmde kahraman, hatıra defterlerini okuyarak o ana geri dönebiliyor, bildiğiniz zaman yolculuğu yani. Ama öylesine akıl almaz şeyler geliyor ki başına, hayat zincirindeki en ufak bir değişiklik bile alt üst edebiliyor her şeyi. Zamanla neyi, nasıl tamir edeceğini şaşırıyor; her şey içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.

spoiler olmasın izlemeyen varsa ama cidden en ufak şeyler bile ne trajediye yol açıyordu…

O zaman insan düşünüyor işte. . . Hayıflandığımız, pişmanlık duyduğumuz şeyler hayatta hep olacak. Hiçbir şeyi mükemmelleştirmek mümkün değil. Öte yandan, yaşadığımız hiçbir saniye de önemsiz değil. Fark etmesek de yolda karşılaştığımız bir insan, kitapta okudğumuz bir cümle bile hayatımızı derinden ve bazen geri dönüşü olmamacasına değiştirebiliyor. “İyi ki”ler ve “keşke”ler zincirde öyle bir bütün ki bir tane “keşke”yi attığınızda kaç tane “iyi ki”yi de çöpe atacağınızı fark edemiyorsunuz.

nostaljik devirleri canlı canlı görmek fena sayılmaz tabi…

Niye böyle karamsarım bilmiyorum. “Canım, bir saatliğine Leonardo’nun yanına gitsek, Monalisa kimmiş neymiş kanlı canlı görsek fena mı?” diyebilirsiniz. Fena değil tabi. Ama korkarım ben kontrolü elde tutamayıp çok fena şeylere bulaşabilirim. Belki ben Kelebek Etkisi’nden çok etkilendiğim ve gerçekten de insanı dumura uğratacak bir film olduğu içindir. Belki de sadece kötü günümdeyimdir. . . Uzun lafın kısası, benim için zaman yolculuğu “A. R. O. G”da Özkan Uğur’un söylediği gibi “deminden şimdiye gelmek”le sınırlı kalsa iyi olur, zira ben onunla bile zor başa çıkıyorum.

 

 

Bengü

You Might Also Like

No Comments / Yorum Bulunmuyor

Leave a Reply / Yorum Yazın

Show Buttons
Hide Buttons