KÜLTÜR LEN

Çok Satanlar Tiyatro Oyunu

Ataşehir’de geçen günlere adapte olmanın iki güzel yolunu buldum:

1)Bloga geri dönmek

2)DasDas Sahne

Öğrencilik döneminde ayağıma kadar gelen güzel oyunların, konserlerin keyfini çıkartırken fark ettim ki tiyatro sezonu artık sağda solda gördüğüm afişlerden, sürekli yenilenen duyurulardan kendini hatırlatmayacak bana. Kolları sıvayıp araştırdım ve Ataşehir’de nur topu gibi yeni bir sahnenin varlığından haberdar oldum. Cehaletime vermek lazım, DasDas aslında getirdiği oyunlardan da anlaşılacağı üzere tiyatroya ilgi duyan başka arkadaşlarımın takip ettiği kaliteli bir sahneymiş meğer, ben de gelecek programlara da bilet almanın yanında en yakın tarihte hala bilet olan Çok Satanlar tiyatro oyunu ile siftahımı yaptım DasDas’ta.

Çok Satanlar oyunu DasDas’ın ana salonunda değil, küçük ama samimi bir atmosferi olan atölyesinde sahenelendi. O açıdan hem gelen seyirciyi gözlemlemek hem de halka açık olmayan özel bir performans gibi hissetmek adına bence güzel bir deneyimdi. Seyircilerin bir bölümü ciddi eleştirmenler gibi huşu içinde oyunu bekliyor, bir bölümü kazaklarının sağından solundan çıkan dövmeleriyle bende bir gülümseme bırakarak günlük iş, aile, seyahat telaşlarını anlatıyordu. “Siz de Ataşehir’de mi yaşıyorsunuz?” diye sormak istedim rastalı bir ablaya, evet dese sanki bir renk fazladan görecektim bu dünyada, sonra dedim ki “sakin canım, önüne bak.” ve öyle yaptım 🙂

Çok Satanlar, Laura Eason ‘ın “Sex with Strangers” isimli oyununun Türkçeleştirilmiş versiyonu. Orijinalini okumadığım için uyarlama var mı bilmiyorum; ama oyun Türk kültürü ile bağdaşmaya çalışıyor gibi görünmediği için sanıyorum orijinaline yakındı. Sex with Strangers kitabı ile bana kitle olarak 50 Shades of Grey hayranlarını anımsatan bir kitlenin takip ettiği ünlü bir blogger ile kendi içine çekinik ve başarısızlıktan korkan yetenekli bir romancının yollarının kesişmesini ve aşklarını anlatan bir oyun. 20. Yüzyıl Amerikan yazarlarının daha önce izlediğim oyunlarıyla ortak bir nokta olarak toplumsal mesajdan ziyade bireysel kaygıları merkezine alan bir oyun Çok Satanlar. O açıdan bilhassa orta yaş jenerasyonun veya Ameirkan popüler kültüründen pek zevk almayanların zaman kaybı olarak görebileceğini düşünüyorum. Öte yandan sosyal medyada ünlü olmak, bireysel marka haline gelmek gibi güncel konuları tam olarak temasının orta yerinde işleyen bir tiyatro oyunu olarak ben oyunu samimi ve oldukça gerçekçi buldum.

Subje ve hikaye ne olursa olsun genelde tiyatroda ağızda esas tat bırakan oyuncuların performansı olur. 2 kişilik bu hikayeyi canlandıran oyuncular Tansu Taşanlar, Oya Unustası idi. İkisini de sahnede daha önce hiç izlememiştim, oyunun başlarında da biraz tutuk gelmişlerdi açıkçası. Ama ilerleyen dakikalarda karakterlerin de birbirlerine kendilerini daha çok açtıkları sahnelerde bence oyunculukları gerçekten çok başarılıydı. Özellikle Oya Unustası’nın hem dış görünüşü hem de jestlerine verdiği hava, duygularını çok belli etmeyen bir karakterin duygularını belli edebilmek adına gerçekten çok uyumluydu.

Oyunun daha ziyade bireysel mesajlar verdiğinden bahsettim.Bazen daha fazla insana, kaynağa ve kitleye erişimimiz arttıkça yaptığımız işin popülarite ve değer skalasında beklentilerimizi karşılamaması hissini yaşayabiliyoruz. Sözgelimi çok popüler bir trendi takip edip başarılı bir iş kadını olmak, bize insanlığa gerçekten hizmet veriyormuşuz gibi geliyor mu? Ya da bir müzisyen olarak aslında alternatif folk şarkıları söylemek isteyip daha fazla kitleye ulaşmak için pop albümü çıkarmak bir yerlerde yanlış yaptığımızı mı hissettiriyor? Peki hislerimizi takip edersek, o zaman da kendimizi kimseye duyuramayıp başarısızlıkla sona erdirmez miyiz hikayemizi? Ben kendi geleceğimi kurgularken bu soruları aklımda evirip çevirdiğim için oyundaki düğümü de hep bu açıdan izledim. Belki başka açılar da bulabileceğiniz oyun bence bilhassa bu yönden genç nesilde sofistike tabir edilen kitlelere hitap edebilmek ve anlamlı bir iş yapmak arzusunu güzel anlatıyor.

Son olarak da; güldürüyor 🙂 Saf komedi sayılmaz ama salonca kahkaha attığımız yerler olmadı değil oyunda. Günün sonunda güzel vakit geçirmek için, daha ziyade yaşıt arkadaşlarla gidilebilecek; gidilmese de çok bir şey kaybedilmeyecek bir oyun. Zaten oyunun da seyircisini daha niş bir kitleden seçtiğini ve bunun dışına çıkmak için ödün verme çabasında olmadığını görmek, bence mutlu edici. Oyuncular açısından ise, bu isimleri gördüğüm oyunlara mutlaka bir şans vereceğimi gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Sevgiler,

Bengüsu.

You Might Also Like

No Comments / Yorum Bulunmuyor

Leave a Reply / Yorum Yazın

Show Buttons
Hide Buttons