Ciddi Gibi

IŞİD, Yayda Bekleyemeyen Ok

“Türkiye’nin gündemi bir gün mü güllük gülistanlık olmaz?” bunu herhalde bir turistten başka kimse sormaz. Biz İskandinav ülkelerindeki gibi asgari ücretin 4500 Euro olması için sessiz oturma eylemi yapılacak günleri uzun uzun yıllar göremeyeceğiz; ama muhtemelen çatışmada, eylemde hayatını kaybeden bir insan duymayacağımız günler gelirse en az o ülkelerdeki insanlar kadar mesut oluruz kanımca.
Türkiye’nin güllük gülistanlık geçinen bir ülke olması aslına bakarsanız temelinde zaten imkansız, Orta Doğu İslam ülkelerinden biri olarak Türkiye her zaman tetikte, her zaman belirsizlik ve karışıklık içinde olmaya devam edecek. Son zamanlarda yine bizi diken üstünde tutan durumlardan biri de IŞİD ve yaptıkları. “Yaptıkları” diyorum çünkü yüzlerce masum insanı mezhebinden dolayı öldürmek terör olarak dahi adlandırılamayacğı için “terör örgütü sınıfına sokmayan” zihniyetlere bir ucundan katılıyorum. Aslına bakarsanız muhtemelen çoğunuz gibi sakin bir yaz tatili akşamı son dakika haberlerinde görene dek ben de IŞİD nedir ne değildir pek bilmiyordum. Kulak dolgunluğu, radikal bir İslamcı grup olduğunu ve çeşitli bölgelerde çatışmalara karışan militanları olduğunu duymuştum. Ancak şu an bu kavganın Irak’ı kanlı bir mezhep savaşına sürüklemesi, bırakın komşusu Türkiye’yi tüm dünyanın gözlerini dört açıp bu bölgeye ve IŞİD’e odaklanmasına neden oldu.
Esasında son zamanlarda okuduğumuz her haber kendi içinde olay yaratacak nitelikte, kimi ülkelerin IŞİD’e diş bilemesi, kimi siyasetçilerin saç baş yolduran söylemleri… Bu konuya girersem muhtemelen yine bu yazının sonunu getiremeyeceğim. Asıl söylemek istediğim, aslında belki birazcık bencilce ama, Türkiye’nin bu kavgadaki yeri. Şurası bir gerçek ki Türkiye de yüksek oranda farklı İslami mezhepleri barındıran, zamanında bundan çok yaralanmış ve çok kayıp vermiş bir ülke. Kimi yerlerde Türkiye’yi de mezhep savaşına sürükleyecek bir kıvılcım olarak nitelendirilen son durum, Irak’ta çatışmaların uzun süredir yer aldığı göz önünde tutulduğunda kısa zaman için tutarsız bir felaket senaryosu ancak uzun zaman için imkansız olmayan, en azından psikolojik savaşa meyledebilecek bir başlangıç yaratmış oldu. Hoşgörüsüzlük, halkı “yarı yarıya” ayırma durumu, ötekileştirme; bir ülke için, bir millet için değil insanlık için dahi affı olmayacak bir ayıp. Zamanında bir kez olmuş, benim de izlerini taşıdığım için son derece hassas olduğum bu konuda tek dileğim insanları birbirine daha çok kenetlemek amacı güden toplulukların, kardeşliklerin ve kutsal kitapların insan kıyımına alet edilmemesi. Zira zihinlere yerleşen, aksiyona dönüşmemiş ayrımcılık dahi birbirine güvenmeyen insanlar yaratarak şiddetin ve huzursuzluğun en vahim halini doğurabilir.
Haberleri takip etmekte yarar var… Süreç içinde İran’ı dünya kupasında yenen Arjantin’in yıldız oyuncusu Messi’nin, IŞİD örgütü tarafından Latin Amerika Emiri olarak ilan edilmesi gibi beni dakikalarca güldüren ve gerçekliğine uzaktan yakından inanamadığım ( Şiileri öldürüp Hıristiyan emir ilan etmek? ) haber dışında iç karartıcı olmayan ve tedirgin etmeyen tek bir haber dahi göremedim. Ama bir an önce bitmesini canı gönülden dilediğim bu kavgadan en azından ders çıkarmak ölen yüzlerce masum insan için boynumuzun borcu bence…

Bengüsu

You Might Also Like

No Comments / Yorum Bulunmuyor

Leave a Reply / Yorum Yazın

Show Buttons
Hide Buttons