HASBİHAL

Güzel Hissettiren Şeycikler

Son günlerde klişe bir işe başladım. Eskiden öyle okuduğum kitabın altını çok çizmez, bir yerde vaay dediysem o anı kendi büyüsünde bırakıp giderdim. Ya da bu kadar duyarlı bakamıyordum bilmiyorum, belki de altyazıya bağımlı kalmadığım için yakalayabiliyorum artık repliklerdeki cevheri. İşin özü, sevdiğim replikleri ve altını çizdiğim yerleri “her şey defteri”me kaydetmeye başladım.
Haklarında yazı yazarım diye değil, romantik bir amaç da gütmüyorum. Esasına bakılırsa bugün sayfayı yine açıverdiğimde fark ettim ki zaten herhangi bir amaç gütmüyorum. Arada bir açıp baktığım bile söylenmez, yazmadan yazmaya. Ama bunları kaydetmiş olmak neden benim için önemli bilmiyorum. Yıllar yıllar sonra torunlarım olursa, ben ölünce arkamdan bunlara bakıp “Vay be ne cool büyükannemiz varmış!” desinler diye mi?
Bazı şeyler var, tanımlamakta güçlük çekiyorum. Ama bunların bizi biz yapan unsurlardan biri olduğunu, gücümüze güç ve durduğumuz yerde ayaklarımıza kuvvet verdiğine inanıyorum, inanıyoruz. Ben bu sözleri yazınca sanki onlar bir şekilde benim hayatıma dokunuyor, yolumu şekillendiriyor. Sanki öylesine geçmeyip duyarlı bir şeyler yapmak daha iyi hissettiriyor bana, minik bir aferin veriyor.
Küçük şımarıklıklar da öyle değil midir? Gazeteyi ilk okumak mesela, siz elinize gazeteyi ikinci kişi aldınız diye okuyacağınız savaşlar sona ermiyor ya da barış bulmuyor. Ama bir şekilde ilk sizinle konuşması satırların bir ayrıcalık veriyor size, daha bir özümsüyorsunuz okuduğunuzu. (IC’den gazete takip eden bir insan olarak bu alışkanlıkla uzaktan yakından alakam yoktur 😀 )

Prensipler… Prensip demek doğru değil bence buna. Öyle vejetaryenlik, öyle  diş fırçalamadan uyumamak gibi aksine razı olmayacağınız şeyler değil. Olmasa olur ama olsa güzel olur cinsinden.
Yazmak da öyle benim için belki de. Sanki anlatınca daha bir huzurlu hissediyorum, biri dinlemiş, dinlememiş ya da okumuş, okumamış önemli değil. Sanki aklımdan geçeni yazarsam bir görevi yerine getirmiş gibi oluyorum, parmaklarımın gerginliği azalıyor gittikçe, rahatlıyorum.
Böylesine hayatın içinden, böylesine doğal bir şey anlatmaya çalıştığımı sansam da umarım bunlar birer obsesiflik değildir, PSY201’den öğrenirsem yazarım.
Bitirmeden önce küçük minik seçkimden bir şeyler paylaşayım da hazır başıboş olduklarını yeni fark etmişken şu satırlara biraz amaç katmış olayım, belki böyle daha mutlu olurlar.

Bengüsu
We accept the love we think we deserve. The Perks of Being A Wallflower
Someday, we have limited space for others. Detachment

You Might Also Like

No Comments / Yorum Bulunmuyor

Leave a Reply / Yorum Yazın

Show Buttons
Hide Buttons